Currently, it is

 

The List of Categories

 

English Idioms and Their Meanings

A bed of rose
(A pleasant or easy situation)

A drop in the bucket
(A small amount of a plentiful commodity)

A frog in the throat
(Suffering from temporary hoarseness - needing to clear the throat)

A Molotov cocktail
(A homemade petrol bomb, usually thrown)

Bury your head in the sand
(Refuse to confront or acknowledge a problem)

Cut to the chase
(Get to the point - leaving out unnecessary preamble)

Cold turkey
(The state addicts are in when withdrawing from drug addition, especially heroin)

Dust up
(A Fight)

Drink like a fish
(Drink heavily)

Double Dutch
(Nonsense)

Et tu, Brute
(From Shakespeare's Julius Caesar)
(Sen de mi Brutus)

Elephant's trunk
(Drunk)

Face the music
(Accept the unpleasant consequences of an action)

First World
(Originally the term referred just to the USA, but now is understood to mean the most industrially developed, wealthy and powerful nations of the world. These countries are often referred to loosely as 'The West', although the First World certainly includes Japan and Australia)

Get the sack
(To be dismissed from a job)

Green eyed monster
(Jealousy)

High Time
(The appropriate time "that something should be done")

Home alone
(Describing a child left at home while his/her parents are out)

Hot off the Press
(Freshly printed)

In the red
(In debt)

Men in suits
(Businessmen/bureaucrats/lawyers and the like who follow the company line. Also called just 'suits')

My old china
(Affectionate term for a friend)

My old Dutch
(Affectionate term for wife)

Make my day
(Give me an excuse to do you harm)

Over moon
(Very Happy or Delighted)

Once in a blue moon
(A very rare event)

Over the top
(Excessive or exaggerated)

Rock and roll
(The form of popular music that came to prominence in the USA in the 1950s)

Run out of steam
(Run out of energy)

Your money or your life
(Give me your money or I will kill you)

Başa Dön

English Idioms and Their Turkish Equivalents

Barking up the wrong tree
Yanlış ağaca havlamak
Cevabı yanlış yerde aramak

Put someone in the picture
Birini resme koymak
Birine olayın iç yüzünü anlatmak

To keep one's fingers crossed
İyi şans dilemek

To throw one's hang in
Vazgeçmek

To break the back of it
İşin çoğunu tamamlamak

To be on one's toes
Harekete geçmek için her zaman hazır olmak

Head start
Avans Vermek

To pull someone's leg
Şaka ile kandırmak

To put one's foot in it
İstemeden utandırmak

To toe the line
Kurallara uymak

To be up in arms
Muhalafet etmek
çok karşı çıkmak

To give someone the elbow
Birinden kurtulmak

To get something off one's chest
İtiraf etmek

To have a chip on one's shoulder
Kompleksli olmak

To be neck and neck
Aynı düzeyde olmak

Off the top of one's head
Düşünmeden

To be tied up with something
Birşeyden dolayı o anda meşgul olmak

To be full of beans
Hayat dolu olmak

It was a piece of cake
Çok kolaydı

To drop someone a line
Birisine çok kısa mektup yazmak

To get carried away
Birşeyden dolayı aşırı heyecanlanmak

To make a mountain out of a molehill
Pireyi deve yapmak

To hit the roof
Sinirden tepesi artmak

My father is as bald as an egg
Babam kabak gibi keldir

He has a memory like sieve
Hafızası çok kötüdür

He came out smelling like a rose
Çok başarılıydı

He lives like a king
Kral gibi yaşar

She has a memory like an elephant
Hafızası çok kuvvetlidir

She took it like a duck to water
Onun için çok doğaldı

She looks like death warmed over
Çok gariban gözüküyor

He treats me like dirt
Bana çok kötü davranıyor

She treats me like a king
Bana kral gibi davranıyor

He sticks out like a sore thumb
Herkes tarafından farkedilen birisi

He works like a horse
Çok sıkı çalışır

He has a mind like a steel trap
Çok zeki birisi

He looks like a million
Harika gözüküyor

He went on like a broken record
Kırık plak gibi konuştu

She has something up her sleeve
Birşey planlıyor

He swears like a trooper
Çok küfür eder

She tells it like it is
Herşeyi olduğu gibi söyler

It works like a charm
Çok iyi çalışır

My mother wears the pants in the family
Evin hakimi annemdir

The news spread like a wildfire
Haberler çok hızlı bir şekilde yayıldı

The kids fought like cats and dogs on the street
Çocuklar sokakta kedi-köpek gibi kavga ettiler

My girlfriend is as cute as a button
Kızarkadaşım çok güzeldir

I drink cofee once in a blue moon
Ayda yılda bir kahve içerim

I am tikcled pink that I have passed the exam
Sınavı geçtiğim için çok heyecanlıyım

He eats like a pig
Çok fazla yemek yer

He took it like a man
Olgun bir şekilde kabul etti

He eats like a bird
Çok az yemek yer

He drinks like a fish
Çok içki içer

I slept like a dog
Çok güzel uyudum

My brother runs like a wind
Kardeşim çok hızlı koşar

The teacher is hot under the collar
Öğretmen çok kızgındır

A good friend would give you the shirt off his back
İyi arkadaş senin için herşeyi yapar

We must tighten our belts now
Kemerleri sıkmamız lazım

I have been hoodwinked
Aldatıldım

That idea is old hat
Bu modası geçmiş bir fikir

Guests are given the red carpet treatmen in Turkey
Türkiye'de misafirlere çok iyi davranılır

Let's go out and paint the town red
Hadi dışarı çıkıp şehrin altını üstüne getirelim

I always look at the world through rose coloured glasses
Dünyaya her zaman pembe gözlüklerle bakarım

When I bought a summer house she was green with envy
Yazlık ev aldığımda kıskançlıktan deliye döndü

Don't look so blue! Try to be optimistic
O kadar karamsar bakma! Biraz iyimser olmaya çalış

John is a true blue friend
John çok sadık bir arkadaştır

This money is my golden oppurtunity to buy a new car
Bu para yeni bir araba almak için altın gibi bir fırsat

I don't have a red cent
Tek kuruşum bile yok

Mary talks like a blue streak
Mary çok konuşkandır

He sees red whenever he loses the match
Ne zaman maçı kaybetse kendini kaybeder

I am in a red
Boğazıma kadar borca battım

Başa Dön

English Proverbs and Their Turkish Equivalents

He who hesitates is lost.
Akıllı köprüyü alıncaya kadar deli dereyi geçer.

Keep something for a rainy day.
 Ak akçe kara gün içindir.

Ağaç yaş iken eğilir.
You can't teach an old dog a new trick.

A living dog is better than a dead lion.
Aslanın ölüsünden tilkinin dirisi yeğdir.

Man make houses, women make homes
Yuvayı dişi kuş yapar

Better lose the saddle than the horse
Zararın neresinden dönülürse kardır

A rolling stone gathers no moss
Yuvarlanan taş yosun tutmaz

If the cap fits, wear it
Yarası olan gocunur

Every cloud has a silver lining
Her felakette bir hayır vardır

The apples on the other side of the wall are sweetest.
Komşunun tavuğu komşuya kaz karısı da kız görünürmüş.

All that glitters isn't gold
Her sakallıyı deden sanma

As you make your bed, you'll lie on it.
Kendi düşen ağlamaz.

Cheats never prosper
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar

Too many cooks spoil the broth
Horozu çok olan köyde sabah erken olur


Two cunning men will not try to make a dupe of each other
İki cambaz aynı ipte oynamaz

Talk of the devil and you'll see his hoofs
İti an çomağı hazırla

A friend in need is a friend indeed
Dost kara günde belli olur

A change is as good as a rest
Tebdili mekanda hayır vardır

Don't teach your grandmother to suck eggs
Tereciye tere satılmaz

Cleanliness is next to godliness
Temizlik imandan gelir

The rotten apple injures its neighbours.
Körle yatan şaşı kalkar.

Everything comes to him who waits.
Sabreden derviş muradına ermiş.

Do as the Romans do when in Rome
Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin

Speech is silver, but silence is gold
Söz gümüşse sükut altındır

The early bird gets the worm
Sona kalan dona kalır

He that laughs last laughs best
Son gülen iyi güler

Once burnt twice shy
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer

Good words are worth much, and cost little
Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır

Throw out a sprat to catch a mackerel
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez

All his geese are swans
Karga yavrusunu şahin görür

As you make your bed, you lie on it
Kendi düşen ağlamaz

Spare the rod and spoil the child
Kızını dövmeyen dizini döver

The apples on the other side of the wall are the sweetest
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür

Nothing venture, nothing have
Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan

Covards die many times before their deaths
Korkunun ecele faydası yoktur

The rotten apple injures its neighbours
Körle yatan şaşı kalkar

Bad news travels fast
Kötü haber tez yayılır
;
As you sow, so you shall reap
Ne ekersen onu biçersin

Christmas come but once a year
Papaz bir kere pilav yer

Who pays the piper calls the tune
Parayı veren düdüğü çalar

Everything comes to him who waits
Sabreden derviş muradına ermiş

All well that ends well
Sonu iyi biten herşey iyidir

It's not over until the fat lady sings
Dereyi görmeden paçaları sıvama

An apple a day keeps the doctor away
Elma girmeyen eve doktor girer

Give a dog bad name and hang him
Adamın adı çıkacağına canı çıksın

A quiet baby gets no suck
Ağlamayana meme yok

Better late than never
Geç olsun güç olmasın

Easy come, easy go
Haydan gelen huya gider

Barking dog never bites
Havlayan köpek ısırmaz

It never rains, but pours
Aksilikler hep üst üste gelir

Your mother alone will be wail on you
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar

What one fears always happen.
Sakınılan göze çöp batar.

You can't teach an old dog new tricks
Ağaç yaşken eğilir

Save up something for a rainy day
Ak akçe kara gün içindir

God helps him who helps himself.
Sen elinden geleni yap, gerisini Allah'a bırak.

Başa Dön

English Proverbs (Alphabetical)

A - B - C  - D - E - F - G - H - I - K - L - M - N - O

PQ - R - S - T - U - V - W - X - YZ

Atasözleri alfabetik sıraya göre derlenmiştir.
Yukarıdaki kategorilerden birine tıklayınız.

Other English Idioms

English Phrasal Verbs

Başa Dön


 
 
Web Design: ingilizcenet
Copyright © 2005-2008